Kadıköyde Curva Tribün Hayali

Kasım 2, 2010

Bilende bilmeyende , görende görmeyende sürekli “efsane maraton” geri gelsin , özledik , neydi o eski günler diye debelenir durur fakat o zamanların tamamını olmasada son 2-3 sezonunu yaşıyan biri olarak söylüyorum gerçekten efsaneydik , ama artık o efsanenin o günkü şekli ile dönebilmesi ninde pek bir imkanı yok..

İmkansızmı? tabiki değil : Mevcud maraton üstün ortasında yer alan 3 bloğun (D E F) tribün gruplarına verilmesi ve fiyatınında makul bir rakama çekilmesi bir ihtimal Fenerbahçe stadını o eski ihtişamlı günlerine geri götürebilir.. Yanlız başımızda AY var olduğu sürece stadın en rahat maç izlenebilecek yerini 2bin liradan satmak varken tribün gruplarına hesaplı olacak şekilde verirmi tabiki hayır .

Peki şu durumda biz ne yapabiliriz . Birkere şu anki olduğumuz yer olan Maraton üst A ve B bloklar ile bu iş kesinlikle yürümez , gelen rakip tribün bile neredeyse nerde olduğumuzu bilmiyor. Maç öncesi Maraton futbolcuları çağırıyor futbolcular telsim tribüne gidiyor vs vs ..

Yıllardır hayalini kurarım kale arkalarının birinin alt katından 4-5 bin kişi ile tribün yapmayı. Dana önce denendi diyor bazı arkadaşlar fakat 300-400 kişilik denemeler oldu keşke o denemeler olmasaydı çünkü olmadı denilerek alt katlar her zaman es geçildi unutuldu ..

Bu alt kat fikri azınlıkta olsa birçok kişinin her zaman aklının bir köşesindeydi , taki uefa kupası finalinin stadımızda oynandığı güne kadar . Elin Werder Bremenlisi migros tribüne girdi ve sanki 10 senedir orada tribün yapıyormuşçasına direk alt kata konuşlandı .. İşte bu maçtan sonra aklının köşesinde dahi alt katta tribün yapılabilirmi düşüncesi olmayan kişiler Telekom alta geçsek süper olur düşüncemizi desteklemeye başladı ..

Önümüzdeki sene için Telekom alt kata geçilecek söyletileri dolaşıyor ortalıkta , lakin bizdeki mesele sadece Telekomun alt katına geçmeklede bitmiyor . Bizdeki bu grupçuluk , adamcılık vs olayları bitmediği sürece telekom altta 10 numarada tribün yapsan sonraki sene kopup gidecekler olacaktır .. O yüzden samimi bir toplantı yapılarak(küsenlerin,kavga edilenlerin tümünün ne yapmışlarsa tamamen unutularak) tüm gruplar ciddi ciddi yalandan değil gerçekten Telekom alta davet edilmeli ..

Kimsenin kimseye gider yapmadığı , bağırın ulan seslerinin azaldığı , grup isminin değilde FENERBAHÇE nin isminin ön planda olduğu , sette 25 kişi değilde 1-2 kişinin olduğu(ayrıca hakeden kişilerin) , her bir köşesinden bayraklar sallanan , pankartlarla gelin gibi süslenmiş bir Curva tribünü hayalimiz inş bu sene gerçekleşecek ..

Reklamlar

Unutulmaz Son dk golleri – 2

Eylül 21, 2010

2004-2005 sezonun 7. haftası Gençler deplasmanı sıkıntılı geçen maçta 1-0 yenik duruma düşüyoruz fakat Dr. Alex De Souza sahnesini alıyor .. Dk.86 1-1 Dk.92 1-2


Unutulmaz Son dk golleri – 1

Eylül 21, 2010

Sakaryaspor – Fenerbahçe 2004-2005 sezonu Gol Luciano

2 saatlik yolu 5-6 saatte gittiğimiz , çok bilen bir arkadaşımızın yol tarifi sonucu otobüsü sakarya kapalısının önüne soktuğumuz , öncesinde ve sonrasında meteor yağmuru tadında taşlandığımız , son dk sında Serhatın topu öpüşü , lucianonun kafası ve sonrasında tellerde sevinçten ellerimizi parçaladığımız unutulmaz Sakarya deplasmanı ..

Adamsın be Luciano!!


27/09/2010 Kasımpaşa – Fenerbahçe | Ali samiyen 20:00

Eylül 21, 2010

İnönüyü beklerken son dk olimpiyata verirler kesin derken yinede biraz olsun gönlümüz oldu Maç ali samiyende açıklamasıyla . Maç p.tesi fakat yinede iş çıkışı güzel bir tribün yaparız diye düşünüyorum .

Gönül kapalıyı ister lakin kasımpaşa tribününede saygı duymak lazım . Eski açıktada olsa güzel tribün yapıcağımızı düşünüyorum ..

Dolduramazsan doldururlar Cimbom , Samiyeni tıklım tıklım !!


19/09/2010 Fenerbahçe – beşiktaş

Eylül 20, 2010

Handikaplı Fenerbahçe basmıştı bütün çevrem kuponlarına o derece emindik galibiyetten hatta 2-3 farktan ..

Neyse öncesiyle başlayalım ;

öğlenden sonra 2-3 gibi Nazlı: Sanki maça 1 saat varmışçasına deli gibi bağıran alkol alanlar(ayarsız) , saçma sapan dandik meşalelerini yakarak sağındaki solundakini yakanlar , hiçbirşeyden habersiz maç öncesi bağırıp maçta kıçını kaldırmaya tenezzür etmeyen bir kalabalık ! artık bu topluluk herkezi çileden çıkartmaya başladı ..

maç öncesi birçokta olay oldu fakat dillendirmenin bir anlamı yok ..

Maça gelirsek öğlen ligtv de stoch 11 de yok dediklerinde şaka falan diye düşünmüştüm , kadrolar netleştikten sonrada şakanın gerçekliğe dönüşmesinin verdiği moralsizlik ile maça başladık . Maçın geneli itibari ile Gutinin ayağında topu inanılmaz rahat tutması sonucu topa daha çok hakim olan bir beşiktaş izledik fakat bu kötü oyunumuz ile bile yakaladığımız çok net 3-4 pozisyon vardı , kalenin boyu 7.20 değilde 7.40 olsaydı sanırım 4-1 alabilirdik maçı ..

Tribünlere gelirsek bizim tribünde extra konuşulcak bir durum yok bu stadda min. 8-10bin bağıran adam olmadığı sürece muazzam bir tribün sergilememiz imkansız .. Beşiktaş tribünleri ise bana göre önceki senelere göre daha etkisizdi tabi tv ye nasıl yansıdı orasını bilemem ..

velhasılkelam volkanın bodozlaması sonucu yediğimiz penaltı ile maçı 1-1 bitirmek zorunda kaldık , yapıcak bişey yok haftaya Kasımpaşa maçında yüksek ihtimal inönüde olucaz hayırlısı diyelim ..


Kayserispor – Fenerbahçe | 11/09/10

Eylül 3, 2010

Bize ayrılan tribünün biletleri 20 TL

Kayseri


Konu Deplasman Olunca

Eylül 3, 2010

Soğuk iklimlere yapılan münferit yolculukların, unutulmaz mavralarına ev sahipliği yapan otobüs. Kaosun merkezi. Hafta içi; son ayakta yatan altılının, terkedip giden sevgilinin, ekonomik kriz var diye emeğin hakkını ödemeyen patronun, orhan gencebay’ın, politikanın, futbolun, pardon gözüme toz kaçtı bahanesiyle racon bozulmasın diye geçiştirilen aşk acısının, ”1990’lı yıllar üç otobüs yozgat deplasmanına gidiyoruz” veya ”geçen sene antalya deplasmanındayız” cümleleriyle süslü eski deplasman anılarının ve milyonlarca alakalı alakasız ayrıntının konuşulduğu eşi benzeri olmayan yolculuğun aracıdır deplasman otobüsü.Deplasman otobüsüyle bir defa yolculuk yapan taraftar artık en kral mercedesle gezse bile o muhabbetin tadını özler. Bağımlılık yapar. Deplasmana gitmenin raconudur bu otobüs. İçerde dışarda tribün kovalayan taraftar uçakla veya özel arabayla deplasmana gitmez. Raconu bozmuş sayılır. Rakip takımın şehrine girildiği zaman camlar kabriyoya döner. Taşlarla kırılmış camlarla, hava eksi 20 derece, 15 saat yolculuk edebilecek adamların mekanıdır deplasman otobüsü.

Arka beşliyi kapma savaşları, ”ulan bütün gün benim sigaramdan otlandın mavraları”, polis kontrolünde ”aramazsan arama yar aramazsan arama zaten bi şey bulamazsın emanetler zulada” bestesine karışır ve kaptan daima otobüsü şarampole yuvarlamakla görevlidir. Maç kaybedilmişse dönüş yolunda deplasman otobüsünün abileri mavranın derecesini belirler, sessizlik isteniyorsa arka koltuklara doğru çevrilen sert bir bakış yeterlidir deplasmana yeni başlayan genç nesili hizaya sokmak için. Bu otobüsün müdavimleri tribün hiyerarşini bilir.Takımın en kemik ve kafa taraftar kitlesidir yolcular. Dışarıdan görenlerin ”aa işte bunlarda bu takımın delileri” veya ”şu serserilere bak” diye yaftaladıkları harbi tribün çocuklarıdır bu kültürü alanlar. Tüm genellemelere inat bilgisayar mühendisiyle sanayi sitesi otomotiv tamircisinin yanyana 16 saat yolculuk edip, banka çalışanıyla 2 senedir işsiz olan arkadaşının atılan taşlara karşı koşar adım aşşağıya atlayıp sevilen renkler uğruna beraber ”mevzu” yapabildiği tek sosyolojik dayanışma ortamıdır. Çekilen cefayı sefaya dönüştürecek tek duygu; ortaklaşa hissedilen tarifsiz takım sevgisidir. Deplasman otobüsü; bütün sınıfsal farklar, statü sembolleri, maddi ve manevi ayrımlar, dil , din, renk tartışmalarının unutulduğu tek ortamdır.Dumanaltı koridorlarda, annesi bakkala ekmek almaya gönderse gitmeyecek tribün çocuklarının yerde balık istifi yatarak ülkenin öbür ucuna yolculuk yapmaktan gocunmadığı, tribün aleminin kült figürüdür deplasman otobüsü. bir koltukta üç hatta dört kişi beraber gider, ”takımı yaban ellerde yalnız bırakmamanın” verdiği huzurla akla mantığa sığmayacak uzaklıklara.

Alıntıdır!!