galatasaray – Fenerbahçe 21/11/2010 | Bayan voleybol

Kasım 23, 2010

9 günlük bayram tatilimizin son günü tarih 21.11.2010 günlerden pazar . Tatile çıkmadan önce aklımdaydı bu maç fakat sonrasında tamamen aklımdan uçup gitmişti , sağolsun arkadaşların uyarısı ile yol yorgunuda olsak deplasmanda sarı meleklerimizi yanlız bırakmamamız gerekiyordu ..

Maç 17:30 da idi saat 4buçuk gibi ise salon önündeydik bizden o anda 50-60 kişi vardı , tahminim fazlada kalabalık olmayacağımız yönündeydi lakin olduğumuz tribün maç başlamasına yakın fullenmişti , gs tribünü ise 1 bloğu dolduramamıştı . Az gelmelerinin sebebi saat 19:00 da olan Kayseri maçıda olabilir diyeceğim fakat önceki senelerdede çok ilgisiz kalırdı gs tribünü voleybol maçlarına , ne olursa olsun derbidir ilgi gösterirler umuyorum ileriki senelerde ..

Mükemmel olmasada iyi sayılabilecek bir tribün yaptığımızı düşünüyorum ..
Önümüzdeki perşembe günü ise sarı meleklerimiz geçen sene şampiyonlar ligi finalinde 3-2 kaybettiği bergamo ile karşılaşacak umarım en az gs maçındaki gibi bir kalabalık ve tribün yaparız ..

Deplasmanda Fenerbahçe tribünü

Ev sahibi galatasaray tribünü

Reklamlar

Objektif bakışla Beşiktaş – Kasımpaşa

Kasım 9, 2010

Dün saat 5 sularında aynı yerde çalıştığımız bir arkadaşım fazla numaralı bileti olduğunu ve maça gelip gelemiyeceğimi sordu , numaralı diyince rahat rahat otururum maçımı izlerim kapalı tribün hakkındaki izlenimlerimide ertesi gün yazarım diye düşünerek yola koyulduk ..

Saat 18:30 gibi kazan civarında bileti getirecek arkadaş ile buluştuk , biletlerimizi aldıktan sonra şampiyonda kokoreçlerimizi yedik ve stada doğru yolumuzu aldık .

Kapalıya girecek arkadaşımızla ayrıldıktan sonra numaralıya doğru yolumuzu aldık .(Cidden bizim numaralıdan daha kolay giriliyor stada) içeri girdik özel güvenlikler oturacağımız yere kadar desteklerini oldular sağolsunlar (:.. Maçın başlamasına 15-20 dk var ve bjk tribünü sessizce bekliyor fakat kasımpaşa tribünü ilginçtir sayıları az olmasına rağmen ciddi bağırıyor yani numaralıya net geliyordu sesleri . Bağırdıkları bestede Gs lilerin Bjk nin “formanda ter olmaya geldik” bestesine yaptıkları kontraydı ..

Maçın başlamasıyla birlikte geçen 15-20 dk lık süreçte bu maça +7 oynayan bjk nin numaralı tayfası çıldırmaya başladı çünkü Kasımpaşa cidden güzel top oynuyordu , özellikle Tjikuzu göbekte resmen vieira gibi sağlam duruyordu hemde guti ve ernts e karşı .. Maç daha çok bjk nin baskısında kasımpaşanın kontra ile yakaladığı 1-2 pozisyon ile devam ederken ilk yarı son buldu . Devre arası olduğunda maçın 35.dk sında ısınmaya başlayan Quaresme içeri doğru koşunca bir kıyamet koptu , herkezi bi heyecan aldı .Aurelio değişikliği nihat dururken çok saçma geldi bana ama Bernd Schuster in bir bildiği vardır diyerek sustu herkez ..

2. Yarıda ilk yarıdan farksızdı fakat bu yarı kasımpaşa daha kendine güvenli bir şekilde sahadaydı ve topu daha çok ayağında tutan taraf olmak için mücadele ediyorduki son 15 dk sı hariç genelliklede öyle oldu . Derken Dk 76 civarında sağdan gelen ortaya Ersen kafayı vurdu ve Rüştü nünde çaresiz kaldığı pozisyonda Kasımpaşa`yı öne geçirdi . O dakikadan sonra ise Beşiktaş resmen Kasımpaşa kalesini ablukaya aldı ve Dk 84 te belkide numaralı tribünde en çok küfür yiyen ismailin ayağından beraberliği yakaladı . 85 ten sonra yine baskısını hiç azaltmayan Beşiktaş galibiyet golü için herşeyi yaptı , gol attı verilmedi penaltı kazandı atamadı vs vs .. Sonuç itibari ile maç 1-1 sona erdi ..

Tribünler konusunda çok net objektif yazıcam . Kapalılarının göbeğinde hiç susmadan sürekli bağıran adam sayısı bizim A ve B blokların belkide yarısı kadar ama numaralıya o kadar net ses geliyorki anlamak mümkün değil. AKustik dedikleri şey bu olsa gerek , o kapalıyı localar geldikten sonra dizayn edene helal olsun. Sürekli bağıran sayısı az diyorum fakat haksızlıkta yapmak istemem , sağlam bir beste girildiğinde tüm kapalının birden net bağırması sonucu cidden o kapalıda çok güzel tribün yapıyorlar .

Son söz;

Bana biletleri org. eden arkadaşımı bende 1-2 kere bizim maçımıza götürmüştüm . Birinde Twente ye elendik birinde ise ibb ye yenildik , çok içimdeydi bi mucize olsada bende makaramı yapsam diyordumki öyle oldu , son dk kaçan penaltıda kaymaklı ekmek kadayıfıydı ..


Bir sabah tuttu Babam elimden | Yeni beste

Kasım 8, 2010

Eskişehir maçı öncesi kalamışta yaptığımız mangal sırasında söylenmeye başlayan yeni bir beste vardı , öncesinde gene mıymıy acıklı saçma bir beste diye düşündüm fakat sözlerini iyice duyduktan sonra son yılların en bomba bestesi demekten alamadım kendimi ..

Hikayesi olan besteleri çok seviyorum , buda onlardan biri . Resmen babamın elimden tutup o eski maratona götürdüğü ilk gün geldi aklıma .
Sonrasında da bestede olduğu gibi bırakamadım Fenerbahçe`yi tribünden sevmeyi , Allah bırakmayıda nasip etmesin ..

Bir sabah tuttu babam elimden.
Götürdü beni en buyuk sevgiye.
Dedi ki Gönül ver sen bu renklere,
bırakma onu en kötü gününde.

İşte ben o günden beridir sana,
deliler gibi aşığım kanarya,
kalp dursa bir gün akıl unutsada,
ben seni ruhumla sevdim kanarya.


Deplasman tribünü bilet fiyatı politikası ..

Kasım 3, 2010

Her zaman söylemişimdir deplasman tribünü bilet fiyatlarını klüpler sezon öncesinde belirlemeli ve gelicek takıma göre az yada çok fiyat çekememeli , fiyat değişikliği görüldüğündede federasyon müdahale etmeli .. Ama güzel Türkiye mizin muhteşem spor toto liginde maşallah Fenerbahçe tribünü her zaman yolunacak kaz muamelesi görüyor ..

Sezonun 2. haftası hemde p.tesi günü olan Trabzonspor – Fenerbahçe müsabakasında bize ayrılan tribünün biletleri 100 Tl idi fakat ne hikmetse bu hafta Trabzona gidecek Gs tribüncüleri sadrazamın sol bilmemnesilerki 40Tl ye alıcaklar biletlerini .. Tabiki rakamlar ucuz olmalı fakat Gs ye 40 yapabilme ihtimalin varken bize garezin nedir? Yada bize 100 yapıp Gs ye 40 yaparken insan demezmi hayırdır diye?

Bugün elime hürriyet gazeteside bu konuya değinmiş çokta güzel yapmış inş gündemde kalır bir süre ..

Yanlız yazının altında yönetici yorumları vardı biri çok dikkatimi çekti ..

Avni KAVLAK
(Ankaragücü yöneticisi)

    Çünkü varlıklılar

Anadolu kulüplerinin, F.Bahçe ile oynadıkları maçlarda daha iyi hasılat elde ettiğini biliyoruz. Çünkü, F.Bahçe seyircisi takımına ayrı bir ilgi gösteriyor. Aynı zamanda daha varlıklı bir taraftar grubuna sahip olduğu da araştırma sonuçlarında çıkıyor.

Bu insanlar gerçekten ilginçler , klübün durumu iyi olunca , milyon€ luk transferler yapınca taraftarıda zengin zannediliyor demekki. Yada feneriumdan her sezonun formasından 3er 4er alanları deplasmana geliyor zannediyorlar ..

Hürriyet gazetesinde konuyla ilgili yapılan haber
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/16201520.asp?gid=362


Lucas`ın haftasonu Sakarya gezisi

Kasım 2, 2010

Bursa dönüşünün ertesi günü. İddaa’da oturmuş İtalya B’den maç çıkartıyorum parayı bulurum ümidi ile telefon’um çaldı arayan İsmail abi hayırdır inşallah.. Facebook’da ki resimlerimi görmüş Köfteci Yusuf’un reklamını yapıyorum diye bana gücenmiş. İsmail abi kim mi Sakarya’da bir abimiz sokaklardan gelmedir birde şimdi gidin mekanı işleri çok büyüttü çok. Neyse oraya yolumun nasıl düştüğünü bir şekilde anlattım. Sağolsun anlayışlı abimiz hak verdi ama pazar günü kendi mekanına davet etti. Hayda Kartalspor – Güngörenspor maçı var bir tercih yapmak zorundaydım tribün güzel olacak ama kısır futbol olur takım 0-0’a abone olmuş. Abimiz aramış bizi davet etmiş hayır diyemedik.

Bu arada öğrendik ki Sakaryaspor – Fethiyespor maçı var tadın’dan yenmez pazar futbolsuz geçmeyecek. Aklımıza İstanbul tatangalardan tribün kovalayan bir abimiz geldi aradık rica ettik kırmadı sağolsun arabada yer varmış 2 kişiyiz zaten sığarız bir şekilde. Pazar’ın programını yaparken İtalya B maçları başladı saati fark edemedik kaçırdık ulan parayı hem Livorno koydu hem Atalanta !

Akşam bizim tribünü kovalayan Adapazarlı bir kardeşim var aradım ona da geleceğimizi söyledim gelince ararsın dedi. Bizi sakarya’ya götürecek abiye son kez döndük 11:15 için sözleştik Kartal köprüsünden alacak bizi. Bu arada aynı saatde Kocaelispor – Pendikspor maçı var tedbirli gitmekte fayda var haberlerde görüyoruz taşlanan trenleri , taşlanan otobüsleri 5 tane emanet aldık yanımıza 3 kişiyiz 2 bana 2 arkadaşa 1 abiye 😉 çift döner hesabı .. Allah kullandırmayı nasip etmesin.

Verilen adreste buluştuk yola çıktık biz akıllda kalan taze bursa anımızı paylaşırken abide eskileri anlattı durdu nasıl zaman geçti anlamadık 1 saat 5 dakika’da stadın ordayız. İsmail abiye maçtan sonra uğrayacağız biraz daha acıkalım diye karar verdik. Stad’ın önündeyiz amcanın biri 10 kuruş’a 8 sayfa gazete veriyor hayırdır amca dedim şarap parası evlat dedi ister konfeti yap ister kıçının altına koy keyfin bilir Eyw.amca bizdensin Allah bol kazanç versin dedim ayrıldım yanından Adapazarında ki kardeşimi aradım 10 dk. geliyorum bilet almayın tribine girdi biz tamam dedik ama dinlemedik 1’e 2 yaptık kapalıya girdik. Maçın başlamasına 45 dakika vardı rakip tribün boştu belki son dk. gelirler dedim ama gelen giden olmadı haftalardır yağan yağmur zeminin ağzına sıçmıştı ama severim böyle zeminleri kemik sesleri çıkar falan filan.

Kapalı yavaş yavaş dolmaya başlamıştı yoğun istek üzerine Keçi Yılmaz sahaya indi üçlü çektirdi maçtan önce fazla bağaran olmadı herkes kendini maça sakladı. İlk düdükle beraber iyi tribün yapıyordu kapalı İstanbul bestesi söylemediler helal olsun. Maç sert geçiyordu Fethiye tek ve net pozisyonu 35. dakika da buldu. Sakarya ara ara net pozisyonlar buldu ve devre arası. İkinci yarı daha çoşkulu tribün dakikalar geçtikte stres de artıyordu ama tribün desteğini hiç kesmedi.

Teknolojiden Allah razı olsun blackberry ile bir Elazığ’a bağlandık bir Trabzon’a vs. rakiplerin hepsi önde Sakaryanın mutlaka kazanması gerekiyor baskını arttırdığı dakikalarda Fethiye 10 kişi kaldı ve maçın temposunu kaldıramadılar 90+2 de gelen gol görülmeye değerdi.
Maç sonu Keçi Yılmaz’ın üçlüsü Amigo Ersin’in hindi babası şampionmuş gibi çoşku vardı stadda.

Sakarya’da bugüne kadar çok taşlandık ama sevindim kazanmalarına hak ettikleri yere çıksınlar da yine taşlasınlar 🙂
Artık yemek vakti çok acıktık staddan ayrılır ayrılmaz aradım İsmail abiyi geliyoruz dedim 10 dk. içinde en güzel masayı bize ayırmış donatmış. Yolunuz düşerse görürsünüz 514 nolu masa 🙂

Köfte , piyaz , ezme vs tam ezmeye ekmek banıyordu arkd. dur dedim fotoğraf çekecez gider gitmez’de Köfteci Yusuf’a inat facebook’da paylaşcam. Bu sözümle İsmail abi’yi çok mutlu ettim tatlı dedi sağol abi dedim çok yedirdin bi daha ki sefere inşallah. hesap da almadı. Ama şunu itiraf edeyim ki Yusuf usta daha lezzetli köfteler yapıyor. Ama dedim ya sen sokaktan gelmesin bu yüzden seni seviyorum. Facebook’u çözmüşsün ama o kadar işin arasında blog takip etmessin herhalde bu itirafımı arkadaşın blog’unda paylaşacağım zaten blog’da tutmaz yarın öbürgün kapanır gider 🙂

Dönüş için ayrılıyoruz garsonlar arkamızdan su falan döktüler Allah razı olsun hepsinden Adapazarından ayırlmadan yanımızda ki abinin tribüncü kardeşlerinin takıldığı kahveye uğradık çayımızı orda yudumlarken aralarından biri Van deplasmanı anısını paylaştı keşke zaman olsaydı da daha çok anısını dinleseydik. Artık dönüş vakti alkolsüz olmaz tabi %30’luk zama inat aldık biralarımızı dönüşte ki muhabbet de çok güzeldi ama yol kısaydı kazasız belasız semte döndük.


Kadıköyde Curva Tribün Hayali

Kasım 2, 2010

Bilende bilmeyende , görende görmeyende sürekli “efsane maraton” geri gelsin , özledik , neydi o eski günler diye debelenir durur fakat o zamanların tamamını olmasada son 2-3 sezonunu yaşıyan biri olarak söylüyorum gerçekten efsaneydik , ama artık o efsanenin o günkü şekli ile dönebilmesi ninde pek bir imkanı yok..

İmkansızmı? tabiki değil : Mevcud maraton üstün ortasında yer alan 3 bloğun (D E F) tribün gruplarına verilmesi ve fiyatınında makul bir rakama çekilmesi bir ihtimal Fenerbahçe stadını o eski ihtişamlı günlerine geri götürebilir.. Yanlız başımızda AY var olduğu sürece stadın en rahat maç izlenebilecek yerini 2bin liradan satmak varken tribün gruplarına hesaplı olacak şekilde verirmi tabiki hayır .

Peki şu durumda biz ne yapabiliriz . Birkere şu anki olduğumuz yer olan Maraton üst A ve B bloklar ile bu iş kesinlikle yürümez , gelen rakip tribün bile neredeyse nerde olduğumuzu bilmiyor. Maç öncesi Maraton futbolcuları çağırıyor futbolcular telsim tribüne gidiyor vs vs ..

Yıllardır hayalini kurarım kale arkalarının birinin alt katından 4-5 bin kişi ile tribün yapmayı. Dana önce denendi diyor bazı arkadaşlar fakat 300-400 kişilik denemeler oldu keşke o denemeler olmasaydı çünkü olmadı denilerek alt katlar her zaman es geçildi unutuldu ..

Bu alt kat fikri azınlıkta olsa birçok kişinin her zaman aklının bir köşesindeydi , taki uefa kupası finalinin stadımızda oynandığı güne kadar . Elin Werder Bremenlisi migros tribüne girdi ve sanki 10 senedir orada tribün yapıyormuşçasına direk alt kata konuşlandı .. İşte bu maçtan sonra aklının köşesinde dahi alt katta tribün yapılabilirmi düşüncesi olmayan kişiler Telekom alta geçsek süper olur düşüncemizi desteklemeye başladı ..

Önümüzdeki sene için Telekom alt kata geçilecek söyletileri dolaşıyor ortalıkta , lakin bizdeki mesele sadece Telekomun alt katına geçmeklede bitmiyor . Bizdeki bu grupçuluk , adamcılık vs olayları bitmediği sürece telekom altta 10 numarada tribün yapsan sonraki sene kopup gidecekler olacaktır .. O yüzden samimi bir toplantı yapılarak(küsenlerin,kavga edilenlerin tümünün ne yapmışlarsa tamamen unutularak) tüm gruplar ciddi ciddi yalandan değil gerçekten Telekom alta davet edilmeli ..

Kimsenin kimseye gider yapmadığı , bağırın ulan seslerinin azaldığı , grup isminin değilde FENERBAHÇE nin isminin ön planda olduğu , sette 25 kişi değilde 1-2 kişinin olduğu(ayrıca hakeden kişilerin) , her bir köşesinden bayraklar sallanan , pankartlarla gelin gibi süslenmiş bir Curva tribünü hayalimiz inş bu sene gerçekleşecek ..


Yeni başlayanlar için Tribün :)

Kasım 1, 2010

Aslolan deplasman tribünüdür, kucağına düştüğümüz endüstriyel futbola rağmen hala amatör ruhunu koruyan taraftar kesiminin buluştuğu yerdir deplasman tribünü.ayrı bir zevk, ayrı bir tutkudur salt başarıya odaklanmamış cefakar bünyeler için.futbol tutkusunun, taraftarlığın uç noktasıdır.dolayısıyla tribün kültürü deplasmandan başlar.bunu bilin öyle başlayın.

-deplasmanın can alıcı noktalarından biri kıyafettir.gerektiğinde kamufle olunabilecek şekilde giyinilmelidir,renginizi belli etmemeniz gereken durumlara düşebilirsiniz.atkı olmazsa olmazdır, candır, ciğerdir, maç biletinden sonra yanınıza almanız gereken ikinci şeydir.

-otobüs için yanınızda kitap, mp3 çalar gibi şeyler götüreyim demeyin.amacınız otobüste vakit geçsinse, o vakit su gibi geçer korkmayın.

-otobüste eğlenceli vakit geçireyim istiyorsanız arka sıralara yakın oturun.hemen öyle en arka sıraya oturayım deme, daha yenisin haddini bil.

-alkol olayının bokunu çıkarmayın, zira alkollü olduğunuzu farkeden bir polisin biletinizi yırtıp sizi stada almama hakkı vardır,50 promil üstü yasaktır.

-otobüste futbolun teknik-taktik kısmı muhabbetlerine girmeyin.bu tür şeyler pek konuşulmaz yolculukta.

-deplasman gidilen şehre girmeden önceki son molanın sonunda otobüse bindiğinizde kesinlikle koridor tarafına oturmaya çalışın, şehrin girişinde veya içinde taşlanma riski fazladır, kafayı gözü yarma ihtimalini azaltırsınız.

-şehre girip stad etrafına geldiğinizde tayfadan kopmayın, birlikte hareket edin.asıl sinyalcilik kısımları yeni başlamaktadır çünkü.

-stada girmeden önce yanınıza bir şişe su alın.çakmağınız varsa ayakkabınızın içine atın.bozuk paralar cüzdanınızda güvendedir, stada sokmazlar diye hepsine çekirdek almaya kalkmayın.içeri girmeden önce karnınızı bir güzel doyurun ki stadda ekmeğin içinde köfte adıyla satılan şeylere talim etmeyin.

-stada geldiğinizde o şehirde yaşayan ve deplasman tribününe gelen taraftarlar turnikelerin önünde uzun bir kuyruk oluşturmuşlardır bile.sıraya en arkadan girecek haliniz yok, bi şekilde araya kaynamaya bakın.

-eğer meşale veya fotoğraf makineniz varsa ekmek arasında stada sokabilirsiniz dert etmeyin.

-maç biletlerini saklayıp koleksiyon yapmayı düşünüyorsanız polise bileti ucundan yırtmasını söyleyin ki bilet ortasından yırtılmış ve tanınmayacak hale gelmesin.

-stada girildiğinde asıl tayfadan kopmayın, maç saatini beklerken yapılan tezahüratlara çok fazla eşlik etmeyin, az sigara için, sesi kısmayın.

-tribünde tanımadığınız adamlara gider yapmaya kalkmayın, taşşaklısına denk gelme ihtimaliniz fazladır, öyle yaşlı başlı diyip geçtiğiniz adamlar eski abilerden biri olabilir, akıllı durun.

-mümkün mertebe maç içi tezahuratlarda susmayın.maçı izlemeye dalmayın kafanızda her an davul tokmağı patlayabilir.sesiniz kısılsa bile en azından ağzınızı oynatın.

-devre arasına 2-3 dakika kala tuvalete doğru sıvışın ki kalabalığa kalmayın.sıcak bi şeyler için boğazınız kendine gelsin.

-maç bitiminde en az yarım saat staddan dışarı bırakılmayacaksınız buna hazırlıklı olun.

-maçtan sonra birader bi el at da şu pankartı toplayalım diyen olursa yanaşmayın, gıcık bi iştir.

-dönüş yolunda rahat uyumak için otobüsün ön taraflarında bi yer bulun kendinize.

-her dakikasının tadını çıkarın.öğrenciyseniz mezun olunca işten, güçten ; bekarsanız evlenince çoluk çocuktan fırsat bulup da deplasmana gidemeyeceğinizi bilin.

Alıntıdır
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yeni+ba%C5%9Flayanlar+i%C3%A7in+trib%C3%BCn/%40nopnog