Unutulmaz Son dk golleri – 2

Eylül 21, 2010

2004-2005 sezonun 7. haftası Gençler deplasmanı sıkıntılı geçen maçta 1-0 yenik duruma düşüyoruz fakat Dr. Alex De Souza sahnesini alıyor .. Dk.86 1-1 Dk.92 1-2

Reklamlar

Unutulmaz Son dk golleri – 1

Eylül 21, 2010

Sakaryaspor – Fenerbahçe 2004-2005 sezonu Gol Luciano

2 saatlik yolu 5-6 saatte gittiğimiz , çok bilen bir arkadaşımızın yol tarifi sonucu otobüsü sakarya kapalısının önüne soktuğumuz , öncesinde ve sonrasında meteor yağmuru tadında taşlandığımız , son dk sında Serhatın topu öpüşü , lucianonun kafası ve sonrasında tellerde sevinçten ellerimizi parçaladığımız unutulmaz Sakarya deplasmanı ..

Adamsın be Luciano!!


27/09/2010 Kasımpaşa – Fenerbahçe | Ali samiyen 20:00

Eylül 21, 2010

İnönüyü beklerken son dk olimpiyata verirler kesin derken yinede biraz olsun gönlümüz oldu Maç ali samiyende açıklamasıyla . Maç p.tesi fakat yinede iş çıkışı güzel bir tribün yaparız diye düşünüyorum .

Gönül kapalıyı ister lakin kasımpaşa tribününede saygı duymak lazım . Eski açıktada olsa güzel tribün yapıcağımızı düşünüyorum ..

Dolduramazsan doldururlar Cimbom , Samiyeni tıklım tıklım !!


19/09/2010 Fenerbahçe – beşiktaş

Eylül 20, 2010

Handikaplı Fenerbahçe basmıştı bütün çevrem kuponlarına o derece emindik galibiyetten hatta 2-3 farktan ..

Neyse öncesiyle başlayalım ;

öğlenden sonra 2-3 gibi Nazlı: Sanki maça 1 saat varmışçasına deli gibi bağıran alkol alanlar(ayarsız) , saçma sapan dandik meşalelerini yakarak sağındaki solundakini yakanlar , hiçbirşeyden habersiz maç öncesi bağırıp maçta kıçını kaldırmaya tenezzür etmeyen bir kalabalık ! artık bu topluluk herkezi çileden çıkartmaya başladı ..

maç öncesi birçokta olay oldu fakat dillendirmenin bir anlamı yok ..

Maça gelirsek öğlen ligtv de stoch 11 de yok dediklerinde şaka falan diye düşünmüştüm , kadrolar netleştikten sonrada şakanın gerçekliğe dönüşmesinin verdiği moralsizlik ile maça başladık . Maçın geneli itibari ile Gutinin ayağında topu inanılmaz rahat tutması sonucu topa daha çok hakim olan bir beşiktaş izledik fakat bu kötü oyunumuz ile bile yakaladığımız çok net 3-4 pozisyon vardı , kalenin boyu 7.20 değilde 7.40 olsaydı sanırım 4-1 alabilirdik maçı ..

Tribünlere gelirsek bizim tribünde extra konuşulcak bir durum yok bu stadda min. 8-10bin bağıran adam olmadığı sürece muazzam bir tribün sergilememiz imkansız .. Beşiktaş tribünleri ise bana göre önceki senelere göre daha etkisizdi tabi tv ye nasıl yansıdı orasını bilemem ..

velhasılkelam volkanın bodozlaması sonucu yediğimiz penaltı ile maçı 1-1 bitirmek zorunda kaldık , yapıcak bişey yok haftaya Kasımpaşa maçında yüksek ihtimal inönüde olucaz hayırlısı diyelim ..


Bir Tribün Hikayesi: Sarhoşluğun İfadesi

Eylül 16, 2010

Tarih: 15-16 Eylül 2005 Ligin henüz ilk haftalarıydı. Evinde Malmö´ye yenilen Beşiktaş´ın acil moral depolamaya ihtiyacı vardı. Bunun için önünde inanılmaz bir fırsat vardı; Fenerbahçe´yi yenmek. Fenerbahçe´yi yenerlerse hem Malmö mağlubiyetini unutturacaklardı‚ hem de şampiyonluk yolunda iyi bir gözdağı vermiş olacaklardı.

Ama şimdi biraz sezon başına dönüyoruz…

Tarih: 2 Ağustos 2005 İstanbul Vali´si Muammer Güler başkanlığında toplanan İl Spor Güvenlik Kurulu‚ bir karar aldı. Karara göre üç büyükler arasında oynanacak maçlara rakip seyirci alınmayacaktı. Bunun ilk denemesi Beşiktaş-Fenerbahçe maçında uygulanacaktı. Bu karar belkide tarihe geçecekti. Yarı yarıya tribün sistemi elinden alınan taraftarlardan şimdide deplasman hakkı isteniyordu. Ama bu tarihi En Büyüğün destekçileri‚ yani her zaman tarih yazanlar‚ bozacaklardı…

Yeniden…

Tarih: 15-16 Eylül 2005 Fenerbahçe taraftar sitelerinde bir haber dolaşıyordu. Herkesin ağzından “gideceğiz” lafı çıkıyordu. Bu haber çığ gibi büyüdü. Ama itimat edilmedi. Nedeni basitti; o güne kadar bir çok kez çeşitli tribünlerde bu tip söylentiler ortaya çıkmıştı‚ ancak hepsi lafta kalmıştı.

Oysa rakip taraftarlarının unuttuğu bir şey vardı. Bu sefer bu olayı konuşanlar‚ “geliyoruz” diyenler‚ Fenerbahçeli´ydi. Sanal aleme düşen yazılarda‚ “mümkün değil”‚ “yemez”‚ “komik” gibi yorumlar yapılıyordu genç nesil tarafından. Oysa ağabeyleri belkide bir çok kez tarihte Beşiktaş-Fenerbahçe olayı yaşamışlardı. En azından karşı tarafın kudretini bilerek davranmaları lazımdı. Ama belkide onlarda‚ bu genç kardeşlerinin rahatlığına kapılıp önemsemediler belkide.

Tarih: 17 Eylül 2005 Bir genç evinden çıktı. Oyalanacak birşeyler arıyordu ama ne mümkün! Yarını düşünüyordu. Birşeyler yapıp orada olmalıydı. Bir arkadaşını aradı‚ akşama kadar onunla sokaklarda başı dönmüşcesine takıldı. Aslında başı dönmüştü. Aşk sarhoşuydu‚ Fenerbahçe aşkı… Kimisi aptallık dese bile…

Akşam olunca evine gitti. Babasına birşey söylemeliydi. “Ben” dedi‚ “İstanbul´a arkadaşlarımla gezmeye gidiyorum. Tüm masraflarımı da arkadaşım karşılıyor. Merak etme baba.” Baba önce oralı olmadı ancak sonunda tamam dedi. Oysaki üniversitesinde çok önemli sınavlar arifesindeydi. Ama bunu düşünecek hali yoktu‚ çünkü sarhoştu…

Gece 03:00´da Ankara otogarı AŞTİ´ye geldi‚ 2 arkadaşıyla birlikte bilet aldı. Tabiiki biletini arkadaşları almadı‚ haftalığını bu işe yatırmıştı‚ bir hafta aç gezmek sorun değildi. Ve yola koyuldu. Sabah gün ağarırken İstanbul´daydı…

Tarih: 18 Eylül 2005 O genç daha önceden Ankara´dan yola yine bu iş için koyulan bir ağabeyi ve İzmir´den gelen bir kardeşi ile buluştu. İki simit bir ayran‚ bir de 2 paket sigara… Ama ne yediklerini biliyorlardı‚ ne yaşadıklarını. “O an”ı düşünüyorlardı. Akşam ne olursa olsun takımın yanında olmayı… Tıpkı 700-800 kişi gibi…

Öğle sularında 700-800 kişi stadın yanında toplanmışlardı. Amacın takımın yanında olmak olduğu ve nasıl hareket edilmesi gerektiği anlatıldı. Kimse taşkınlık yapmamalıydı‚ çünkü amaç kavga değil‚ takımın yanlarında olduğumuzu görmesiydi.

Herkes vapura bindi. Karşıya geçildi‚ stada girildi.

Evet görüntülerde görünen ve toplu halde duran Fenerbahçeli sayısı yaklaşık 300´dü. Ama sanılmasınki geriye kalanlar kuş olup uçtu. Şunun bilinmesinde fayda var‚ çoğu oradaydı. Ancak o topluluğun olduğu tarafa geçmekte bazı güçlükler yaşandı ve polis kapattı orayı. 2 tarafta dağınık olarak durmak zorunda kaldılar.

300 sarı-lacivert yürek ve aynı bölgeye girebilen Beşiktaşlılar maçı bekliyorlardı. Beşiktaş taraftarı ve polis bir şeylerden kuşkulandılar‚ ama “olmaz” rehaveti üstlerine çökmüştü bir kere.

Hani o iskeleyi bastık diyenler var ya… Burayı okumasınlar‚ çünkü bu paragraf onları aşar. Yanımdaki bir renktaş 3-5 koltuk yanımızdaki 2 yaşı küçük ve arkadaş olan çocukları çağırdı. “Siz yukarıya çıkın abicim” dedi. Çocuklara birşey olmasından korkmuştu. Renkleri ne olursa olsun onların ana-babası vardı‚ günahları zaten hiç yoktu. Çocuklar ne olduğunu anlamadılar ama yukarı çıktılar. Öyle de şerefliceydi bu iş.

Maç başladı. Birinci dakika dolmak üzereyken bir ses patladı‚ “Her zaman her yerde en büyük Fener.” Bağıranların‚ ekran başındakilerin‚ Türkiye´deki herkesin tüyleri diken diken olmuştu. O ses yine yükseliyordu işte‚ “Her zaman her yerde en büyük Fener.” O sesi bağırmak‚ o sesi duymak… Halkın takımından başka kimsenin tezahuratına yakışmayan sözler‚ ve Fener… “Her zaman her yerde en büyük Fener.”

Maçın ilk saniyeleri büyük gürültüyle tezahurata başlayan Beşiktaş tribünleri bir anda sustu‚ 3-5 saniye çıt çıkmadı. Anlamak zordu tabi bu olayı. Bir küfür başladı ama akıllar karışıktı. “Nasıl olabilirdi? Geldiler”…

Evet gitmiştik. Üst kısmımızdaki Beşiktaşlılar anında dağıldılar. Yağmur gibi yan tribünlerden bozuk para yağıyordu. Tam o sırada genç sahaya baktı‚ Volkan gurur ifadesiyle tribünlere bakıyordu‚ Serkan Balcı yumruğunu sıkmış‚ 45 derecelik açıyla havaya kaldırıp o sesi ruhuna işliyordu sanki.

Taraftar ise gururluydu. Takım yalnız kalmamıştı. Çubuklu yine ordusuyla oradaydı. Herşeye rağmen…

Polis geldi‚ herkesi dışarı çıkardı. Bir grup karakola götürüldü. Karakola alındı diye üzülen‚ sıkılan‚ darlanan kimse yoktu. Herkes mutluydu. Çünkü onlar sarhoştu…

Maçı Fenerbahçe 2-1 kazanmıştı. Bu da ayrı mutluluktu. Hoş kaybetsede üzülen olmazdı‚ çünkü onların ruhu ÇUBUKLUYDU

Artık sabaha karşı olmuştu ki… Televizyonda maç ile ilgili haberler verilirken bir kişi “onlar bizden değil” diyordu‚ “Fenerbahçe taraftarı olduğunu düşünmüyoruz.” Bunu diyen üzüntü verici bir şekilde çubuklunun yöneticisiydi. İşte o günkü tek mutsuzluk oydu oradaki o 700-800 kişi için.

Varsın olsun‚ onlar yüreklerdeki sevdayı‚ yârinin yanına taşımışlardı.

İşte hikaye böyle…

Önemli ayrıntı ise; bu sarhoşluk hiç bitmezdi ki… Bu sarhoşluk ömürlüktü.

Bilinmesi gereken tek şey ise ne olursa olsun o ” çubuklu”nun yalnız kalmayacağıdır. Her ortamda‚ yani o günkü yüreklerden kopan ses gibi; “her zaman her yerde.”

İşte bunu bilmemek sarhoşluk değil‚ aptallık olur. Çubuklunun karşısına çıkmaya cüret edecek olanlara duyurulur.Biz de sarhoş çok

Bu yazı GFB Forumlarından alınmıştır‚ Volkan Gültekin´e aittir.


11/09/2010 Kayseri Deplasmanı

Eylül 13, 2010

Maç c.tesi biletler 20 lira ve ertesi gün Pazar ama işte bayram olmasından dolayı olsa gerek 9-10 otobüs hayalimiz salı pazarına gelince hayal oldu birde üstüne yaklaşık olarak 4-5 sene sonra Yola 303 ile çıkacağımızı öğrendik , her ne kadar mırın kırın etsekse nostalji babında kimse pek kelime etmedi ..

Saat 3 te kalkmayı planlarken oluşan birkaç problem sebebiyle yolculuğa başlamamız saat 05:20 yi buldu. Geç kalırız diye korkarken normalde 403 ile 7-8 saatte indiğimiz Ankara`ya 4buçuk saatte inmemizle adeta şok olduk ..

Otobüsün içi ise son yılların belkide en makara tayfasıydı , cidden zaman nasıl geçti anlamadık . 17:00 gibi kayseri girişinde polis kontrolüne alındık , yaklaşık 1 saat bekletildikten sonra direk stada gitmek üzere polis arabası eşliğinde yola çıktık .. Stad önünde fix menü olan bilet problemimiz yine bizi bekliyordu , neyseki biletlerimiz çok geciktemeden geldi ve içeri doğru yol aldık ..

Tribünümüz belkide son birkaç senenin en kötü deplasman tribünlerinden biriydi , takımda tribünle doğru orantılı olarak saçma sapan bir oyun ortaya koydu ve maçı 2-0 kaybettik ..

Maç sonu golden sonra yakmayı planladığımız fakat elimizde patladı diye düşündüğümüz meşalelerimizi ” Biz dünyayı sevmedik bir tek sana gönül verdik” eşliğinde yakarak çubukluya, armaya olan sevgimizi haykırdık .

1 saat sonra çıkarılmaya başladık ve direk otobüslerimize geçerek Türkiye Sırbıstan maçını izlemek üzere Kayseri Pastırmacılar çarşısına doğru yol aldık ..

Tesise inanılmaz acıkmış bir şekilde girdik ve ne ekmek nede mantı yok denilmesi üzerine maçtan sonra 3. golü yemiş olduk fakat daha sonradan ısrarlarımıza dayanamadılar ve bi şekilde mantı servisine başladılar . Bu arada kauseri mantısınıda %80 imiz beğenmemiştir heralde ..

Yemeklerimizi yedikten sonra ise Türkiye – sırbistan maçını izlemek için tv karşısına kurulduk , maçın üzerine birde milli takımın mağlup durumda olması bizleri çok üzdü fakat son 5dk daki mücadele ile maçın alınması bize kayseri mağlubiyetini unutturdu. Tekrar tebrikler 12 dev adama ..

Sonrasında ise yolculuğumuz başladı yemeğimizi yedik uyuruz derken yaklaşık olarak 2-3 saat makaralar durmak bilmedi. Sonrasında uyuyalım derken 2 tekerimiz patladı ve mecburi bir mola daha vermek zorunda kaldık , tekerlerde bir şekilde halledildikten sonra tekrar yola koyulduk . Saat 12:30 sularında ise yolculuğumuzu tamamladık ..

Acısıyla , mantısıyla , mağlubiyetiyle , final sevinciyle , kardeşliğiyle yinede güzel bir deplasmanımızı tamamlamış olduk ..


Kayserispor – Fenerbahçe : 2-0

Eylül 13, 2010

Yenilsende bazı bazı taraftarın buna razı ..